<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Biorezonans.Com</title>
	<atom:link href="http://www.biorezonans.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.biorezonans.com</link>
	<description>Biorezonans ile Alerji Tedavisi, Sigara  tedavisi, Obesite, Reflü, Depresyon tedavisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 19:57:34 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Topraktaki Radyasyon</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2010/07/28/topraktaki-radyasyon-3/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2010/07/28/topraktaki-radyasyon-3/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 19:57:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar yeryüzünde var oldukları günden bu yana radyasyonla birlikte yaşıyor, doğal ve yapay yollardan radyasyona maruz kalıyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2010/07/images2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-73" title="images" src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2010/07/images2-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>İnsanlar  yeryüzünde var oldukları günden bu yana radyasyonla birlikte yaşıyor,  doğal ve yapay yollardan radyasyona maruz kalıyor.</p>
<p>Radyasyon doğal ve yapay veya iyonlaştırıcı radyasyon ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon radyasyon olmak üzere ikiye ayrılıyor.</p>
<p>Doğal  radyasyon kaynaklarının başında toprak ve güneş geliyor. Güneşin yanı  sıra uzayın derinliklerinden ve hatta galaksilerden, atmosfer  içindeki atomlarla etkileşerek gama radyasyonu olarak dünyaya gelen  kozmik ışınlar da doğal radyasyon kaynakları olarak biliniyor. Işık  görünen, ısı da hissedilen bir radyasyon kaynağı.</p>
<p>Dünyamız  da bir miktar radyoaktif. Yani havasında, suyunda, toprağında doğal  radyoaktif maddeler bulunuyor. Yeryüzünde granit, kum taşı, kireç taşı  gibi bazı kayalar, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/uranyum" target="_blank">uranyum</a>,  toryum ile potasyon-40 gibi doğal radyoaktif maddeleri yapısında  bulunduruyor. Bunlardan elde edilen malzemelerle kullanılarak  yapılan binalar da doğal radyasyon kaynağı.</p>
<p>Radyasyonun  tehlikeli olması ışınlama derecelerine, yani maruz kalınan radyasyon  miktarına bağlı. Yapay radyasyon kaynaklarından korunmak için pek  çok yöntem bulunmakla birlikte, doğal radyasyonun tümünden korunmak  mümkün olmuyor. Ancak miktarın azaltılması için bazı önlemler alınması  gerekiyor.</p>
<p>Uluslararası  Atom Enerjisi Ajansı’nın verilerine göre, doğal radyasyon nedeniyle tüm  canlılar yıllık ortalama 2,8 milisivert (mSv) radyasyona maruz kalıyor.  Bu miktarın yüzde 85’i doğal kaynaklardan yani topraktan, güneşten  ve uzaydan gelen kozmik ışınlardan kaynaklanıyor. Geriye kalan yüzde  14’ü tıbbi ışınlamalar ve yüzde 1’i de insan yapımı (nükleer silah  denemeleri nedeniyle atmosfere salınmış radyoaktivite ve <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/nukleer" target="_blank">nükleer</a> santral) unsurlardan kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>EN SAĞLIKLI EV AHŞAP EV</strong><br />
İnsan hayatı boyunca en fazla maruz kaldığı doğal radyasyon radon  gazı (Dünyanın oluşumundan itibaren yerkürenin içerisinde bulunan  uranyum, toryum gibi radyoaktif maddeler bozunarak radon gibi maddelere  dönüşüyor). Topraktan sızan bu gaz özellikle kapalı alanlarda  toplanıyor.</p>
<p><a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Brezilya" target="_blank">Brezilya</a>, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Hindistan" target="_blank">Hindistan</a>’ın bazı plajları, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Iran" target="_blank">İran</a>’ın bazı bölgeleri ile <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Norvec" target="_blank">Norveç</a>, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Isvec" target="_blank">İsveç</a> gibi kuzey ülkelerinde doğal radyasyon daha çok bulunuyor.  Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın verilerine göre radonda dünya  ortalaması 400 Bekerel/metreküp (Bq/m3), <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Turkiye" target="_blank">Türkiye</a> ortalaması ise 52 Bq/m3. Yani Türkiye’de korkulacak düzeyde bir radon birikimi söz konusu değil.</p>
<p>Buna  rağmen kapalı ortamlara çok dikkat etmek gerekiyor. Bu gaz  binalarda yeraltından sızarak binalarda duvar ve tesisat boşluklarına  sızarak odaların içerisine giriyor. Ortalama olarak da kapalı bir  ortamda 24 saate bir en üst seviyeye ulaşıyor.</p>
<p><a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Turkiye Atom Enerjisi Kurumu" target="_blank">Türkiye Atom Enerjisi Kurumu</a> (TAEK) Radyasyon Sağlığı ve Güvenliği Dairesi Başkanı Dr. İsmail Hakkı  Arıkan, &#8220;Bu gazdan korunmanın tek çaresi en az 24 saatte bir evleri 15  dakika havalandırmaktır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Radon gazı topraktan çıkan ve yerden yükselen bir gaz olduğunu, bu nedenle giriş veya <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Bodrum" target="_blank">bodrum</a> katlarında oturan insanların radona daha çok maruz kaldığına da işaret  eden Arıkan, &#8220;Havalandırılmamış odada bir de sigara içilirse, radon ve  sigara kanseri tetikleyen en önemli unsurlardan biri&#8221; dedi.</p>
<p>Öte  yandan eski evlerde yıpranmış tesisat ve duvar boşluklarından da radonun  daha hızlı çıktığı ifade ediliyor. Radon, çimento, kiremit gibi  topraktan üretilen yapı malzemelerinde de bulunduğu için ahşap evlerin  daha sağlıklı olduğunu da belirtiliyor.</p>
<p><strong>GIDALARDAKİ RADYASYON</strong><br />
Toprakta olan doğal radyasyon nedeniyle gıdalarda da radyasyon bulunuyor. Gıdalar içerisinde de ayçiçeği, <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/havuc" target="_blank">havuç</a>, patates, kuruyemiş, maden sularında diğer gıdalara göre daha yüksek radyasyon bulunuyor.</p>
<p>Düşük  düzeyli radyasyondan korkulmaması gerektiğini, hatta bunların vücut için  ihtiyaç olarak bile nitelendirilebileceğini kaydeden İsmail  Arıkan, &#8221;Toprakta bulunan herşey bizim vücudumuzda da var. Bu zararlı  radyasyon değil ama radyoaktivite vardır. Bu şuna benzer vücudunuzun  demire de ihtiyacı var, çinkoya da. Bunları almanız gerekiyor&#8221; diye  konuştu.</p>
<p><strong>RÖNTGEN ÇEKİLİNCE RADYOAKTİF OLUNMUYOR</strong><br />
Hastanede çekilen filmlerin de iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı  olduğuna işaret eden Arıkan, film çektirince radyoaktif olunmadığını ve  film çektiren kişinin de sanıldığı gibi etrafa radyasyon yaymadığını  söyledi.</p>
<p>Arıkan,  &#8220;Filmler x ışını denilen radyasyonla çekiliyor. Lambadan gelen ışık  gibi düğmeye basıldığı zaman ışık geliyor, düğmeye basıldığında da  bitiyor. Vücutta birikimi söz konusu olmuyor&#8221; dedi.</p>
<p>Nükleer  tıpta vücuda verilen radyoaktif maddeler nedeniyle hassa belli bir süre  dışarıya çıkarılmıyor, hatta bu kişilerin idrarları, dışkıları bir  süre korunuyor, zararsız seviyelere çekildikten sonra da atılıyor.</p>
<p><strong>YAPAY RADYASYON KAYNAKLARI</strong><br />
Yapay radyasyon kaynakları, insan yapısı yapay radyasyon kaynakları  x ışınlarının ve nükleer reaktörlerin keşfinden sonra insanlığın  hizmetine yaygın olarak sunuldu.</p>
<p>Yapay  radyasyonun fabrikalarda, eğitimde, endüstride, tarımda bir çok uygulama  alanı bulunuyor. Cep telefonları, elektrikli aletler, fön makinesi,  traş makinesi, mikrodalgalar iyonlaştırıcı olmayan radyasyon  kaynaklarından bazıları.</p>
<p>İyonlaştırıcı  olmayan radyasyonun çok net sonuçları olmasa da bazı bilimadamları  psikolojik etkilerinden kansere kadar birçok şeye yol  açtığını belirtiliyor. Radyasyonun zararları tam olarak tespit  edilmediği için bu tür kaynakların minimize edilmesi gerektiğine işaret  eden Arıkan, TAEK olarak bu nedenle hava alanlarına konulmak istenen  insan görüntüleyen cihazlara izin vermediklerini belirtti. Arıkan  alışveriş merkezleri ve havaalanlarındaki güvenlik kapılarının metal <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/dedektor" target="_blank">dedektör</a> olduğunu ve radyasyon bulunmadığına da dikkat çekti.</p>
<p><strong>YAPAY RADYASYONDAN KORUNMAK İÇİN ÖNERİLER</strong><br />
Yapay radyasyon konusunda araştırma yapan <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Gazi Universitesi" target="_blank">Gazi Üniversitesi</a> Noniyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi’nin elektromanyetik radyasyondan korunmak için önerileri şöyle:</p>
<p>&#8220;-Kullanmadığınız  elektrikli aletleri ya kapalı tutunuz ya da fişten çıkarınız. Çünkü  cihazlar &#8220;stand by&#8221; konumunda kaldığı sürece elektromanyetik kirlilik  yaratıyor.</p>
<p>-Düşük  radyasyonlu bilgisayar ekranı kullanmaya özen gösteriniz ya da ekran  filtresi kullanınız, mümkünse plazma ekran tercih ediniz.</p>
<p>-Ekonomi (halojen ve flüoresan) lambaları okuma lambası olarak kullanmamaya özen gösteriniz.</p>
<p>-Dinlendirici  bir uykuya geçmek için en ideal koşulun yatak odasında TV ve bilgisayar  bulundurmamak veya bu cihazların tamamen kapalı konumda  olmasını sağlamak olduğunu hatırlayın.</p>
<p>-Elektrikli battaniyeyi  yatağa girmeden kapatınız.</p>
<p>-Elektrikle  çalışan radyolu çalar saatleri başınızdan mümkün olduğunca uzakta  tutunuz, mümkünse pille çalışanlarını  tercih ediniz.</p>
<p>-Güçlü  elektromanyetik alanlar pineal bezden melatonin salgılanmasını etkiler.  Saç kurutma makinesinin manyetik alanı yüksektir, bu nedenle  sürekli kullanmak yerine aralıklarla kısa süreli kullanınız.</p>
<p>-Yatak odasında başucunuzdaki duvarla komşunuzda bir elektronik aletin bitişik durmamasını sağlamaya çalışınız.</p>
<p>-Cep telefonlarını sohbet amaçlı kullanmayınız. Cep telefonunuz kullanmadığınız sürede mümkünse kapalı olsun.</p>
<p>-Cep  telefonu kullanımının beyin aktivitesinde etkili olduğu  gösteren çalışmalar var. Çocuklarda sinir sistemi ve başın gelişimine  devam ediyor olması dolayısıyla, çocukların ve gençlerin yetişkinlerden  daha çok risk altında olduğu bir gerçektir. Bu nedenle 16 yaş altındaki  çocukların cep telefonu kullanmamaları, kullanmalarının zorunlu olması  durumunda ise günde 10 dakikayı geçmemeleri <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Dunya Saglik Orgutu" target="_blank">Dünya Sağlık Örgütü</a> (WHO) tarafından önerilmektedir.</p>
<p>-Cep  telefonu kullanırken kesinlikle kulaklık kullanınız. Cep  telefonunu açıksa kendinizden en uzak mesafeye bırakınız. SAR&lt;1 W/kg   olan cep telefonlarını tercih ediniz.</p>
<p>Dizüstü  bilgisayarlar (LCD ekran) şarjlı kullanıldığında düşük EM alana sahiptir, uzakta şarj ediniz.</p>
<p>-Fotokopi makinelerinden (yüksek manyetik alan) en az 50 cm uzakta durunuz.</p>
<p>-Elektrikli tıraş makinesini mümkünse şarjlı kullanmayı tercih ediniz.</p>
<p>-TV ekranlarından (ön ve arkasından) en az 2 m uzakta bulununuz.</p>
<p>-Elektrikli daktiloları kullanmadığınızda fişten çıkartınız.</p>
<p><strong>-RADYASYONUN YARARI KONUSUNDA BİLİMSEL ÇALIŞMALAR-</strong><br />
Bu arada dünyada radyasyonun yararlı olduğuna dair bilimsel çalışmalar  da yapılıyor. Örneğin farelerde düşük seviyeli radyasyonla ilgili  deneyler sonucunda, farelerin üremelerinin, hastalıklara karşı  direncinin arttığı, enfeksiyonların da iyileştiği görüldü.</p>
<p>Radyasyonla tedavi yapılan kaplıcalar da çeşitli ülkelerde bulunuyor. <a href="http://www.milliyet.com.tr/index/Avrupa" target="_blank">Avrupa</a>’da bulunan radon mağazalarında özellikle solunum sistemi rahatsızlığı olan insanlar tedavi görüyor.Kaynak:Milliyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2010/07/28/topraktaki-radyasyon-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölüm Sebepleri Küfmü?</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2010/07/27/olum-sebepleri-kufmu/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2010/07/27/olum-sebepleri-kufmu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 14:09:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[Aralık ayında ölen ünlü aktris Brittany Murphy ve 5 ay sonra ölen kocası Simon Monjack'ın ölüm nedeni belli oldu.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2010/07/küf.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-46" title="küf" src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2010/07/küf.jpg" alt="" width="118" height="120" /></a></p>
<p><strong>Aralık ayında ölen ünlü aktris Brittany Murphy ve 5 ay sonra ölen kocası Simon Monjack&#8217;ın ölüm nedeni belli oldu.</strong></p>
<p>Monjack&#8217;in de tıpkı karısı gibi zatürreye bağlı kalp krizinden öldüğünün ortaya çıkması üzerine bu duruma evdeki olası bir küf faktörünün neden olmuş olabileceği ihtimali gündeme geldi.</p>
<p>Şimdi çiftin hayatını kaybettiği ev, küf izi bulmak için tekrar inceleniyor. Ağır derecede ilaç kullanan ve zatürre olan çiftin durumunun küfün de etkisiyle kötüleştiği düşünülüyor. Küf, ölüme kadar pek çok sağlık sorununa yol açıyor.Hürriyet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2010/07/27/olum-sebepleri-kufmu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cepteki telefonun zararları;</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2009/09/08/cepteki-telefonun-zararlari/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2009/09/08/cepteki-telefonun-zararlari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 12:11:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[Cepte taşınan cep kısırlık nedeni;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2009/09/image.jpg" alt="image" title="image" width="400" height="363" class="alignleft size-full wp-image-40" />Cepte taşınan cep kısırlık nedeni;<br />
Pantolon cebinde taşınan cep telefonları spermlerin canlılık ve hareket kabiliyetinde ciddi olumsuz etki yaratıyor.<br />
Avustralya’daki Newcastle Üniversitesi’nde doğurganlık üzerine çalışmalarıyla tanınan Prof. John Aitken’in yaptığı araştırmalar, çocuk sahibi olmak isteyen erkeklere cep telefonu konusunda ciddi uyarılar içeriyor.</p>
<p>Cep telefonu elektromanyetik dalga frekanslarının spermler üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmada, 1.8 GHz cep telefonu radyasyonuna 16 saat maruz bırakılan spermlerin, doğurganlıkta iki önemli etken olan sperm canlılığı ve hareket kabiliyetinde kayıplara uğradığını gösterdi. Aitken, çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerin cep telefonlarını belden aşağı kısımlarında taşımamalarını önerdi. Sperm canlılığı ve hareket kabiliyetindeki değişiklik SAR değerinin 1 w/kg. olduğu deneylerde belirgin hale geldi.</p>
<p>DNA HASAR GÖRÜYOR</p>
<p>2.8 w/kg SAR değerinde ise daha da ürkütücü olan DNA hasarı tespit edildi. SAR değeri yükseldikçe olumsuz etkilerin arttığı da gözlemlendi. Yaptığımız araştırmalar, Türkiye’de satılan 3G uyumlu birçok telefonun SAR</p>
<p>değerlerinin 1 w/kg’dan yüksek olduğunu, buna karşın AB’nin sınır değeri olan 2 w/kg’ın üstüne çıkmadığını gösteriyor. 3G ve bilgisayar özelliği olmayan telefonlarda ise bu değerler daha düşük.</p>
<p>Kaynak:İnternet haber</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2009/09/08/cepteki-telefonun-zararlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En sık görülen alerjenler</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2009/09/08/en-sik-gorulen-alerjenler/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2009/09/08/en-sik-gorulen-alerjenler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 06:59:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alerji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Alerjenlerin neredeyse tamamı proteinlerden yapılmıştır. Proteinler hidrojen, oksijen ve nitrojenden oluşan ve tüm canlı organizmalarda bulunan organik maddelerdir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2009/09/UCANSIEH1CAN6K6SACANVW7PICAJH5N1RCAVFOYPNCAM5GFCSCAO7MU0VCA4WPAKVCAO9RNJICAHQ1S7QCAUPEI5PCA8YR03OCAGNV6OLCA2DIUJLCAPMKYS5CABJNR41CAEU91NHCAU2UO47CAP223DW.jpg" alt="UCANSIEH1CAN6K6SACANVW7PICAJH5N1RCAVFOYPNCAM5GFCSCAO7MU0VCA4WPAKVCAO9RNJICAHQ1S7QCAUPEI5PCA8YR03OCAGNV6OLCA2DIUJLCAPMKYS5CABJNR41CAEU91NHCAU2UO47CAP223DW" title="UCANSIEH1CAN6K6SACANVW7PICAJH5N1RCAVFOYPNCAM5GFCSCAO7MU0VCA4WPAKVCAO9RNJICAHQ1S7QCAUPEI5PCA8YR03OCAGNV6OLCA2DIUJLCAPMKYS5CABJNR41CAEU91NHCAU2UO47CAP223DW" width="111" height="84" class="alignleft size-full wp-image-37" />Alerjenlerin neredeyse tamamı proteinlerden yapılmıştır. Proteinler hidrojen, oksijen ve nitrojenden oluşan ve tüm canlı organizmalarda bulunan organik maddelerdir. Bazen, proteinler dışında bir madde de alerjen olarak etki gösterebilir (örn. penisilin ve diğer ilaçlar) ancak bu, vücuttaki &#8216;hapten&#8217; adlı küçük bir protein molekülüne bağlanabilmelerinden kaynaklanır. Proteinlerin neredeyse tümü alerjen gibi davranabilmekte ve sürekli olarak da yenileri keşfedilmektedir. İngiltere&#8217;de alerjiye en sık yol açan alerjenler aşağıda tanımlanmıştır.<br />
Ev tozu akarı</p>
<p>Ev tozu akarı çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktür. Ilık, nemli ortamlardan hoşlanır ve yatak-yorgan ve yastıkların, kumaş kaplı mobilyaların ve tüylü oyuncakların içinde çok sayıda bulunabilir. Son yıllarda ev tozu akarı alerjisi, çift cam uygulaması, çatı ve duvar izolasyonu ve evlerimizdeki havalandırmayı azaltarak ev tozu akarının gereksindiği ılık, nemli ortamların oluşmasını kolaylaştıran enerji tasarrufuna yönelik diğer önlemler yüzünden daha sık görülür olmuştur.</p>
<p>Akar, sürekli olarak etrafa saçtığımız ve ev tozunun büyük kısmını oluşturan deri döküntüleriyle beslenir. Alerjen gibi davranıp alerjiye yol açan akarın kendisi değil, dışkı parçacıklarıdır. Bunlar öylesine küçüktür ki uzun süre havada asılı kalabilir ve böylece alınan solukla burundan akciğerlere taşınıp burada saman nezlesi ve astım semptomlarına yol açabilir. Ciltle doğrudan temas ettiklerinde egzamaya yol açabilirler. İngiltere&#8217;de alerjisi olanların en az dörtte üçünün ev tozu akarına alerjik olduğu saptanmıştır.<br />
Çim ve ağaç polenleri</p>
<p>Polenler, bitkilerin (ya da ağaçların) erkek üreme hücrelerini içerir ve aynı türden diğer bitkileri döller. Bunlar küçük taneciklerdir ve böcekler ya da hava akımıyla taşınır. Havaya saçılan polenler çok hafiftir ve havada uzun süre taşınabilir. Bunlar duyarlı kişilerin göz, burun ya da akciğerlerine gittiğinde, halk arasında saman nezlesi olarak bilinen alerjik reaksiyona yol açar. Akciğerlere ulaşırlarsa astım daha da ağırlaşır.</p>
<p>Farklı bitkiler polenlerini yıl içinde farklı zamanlarda üretir; bir polen takvimi yardımıyla hangi bitkinin hangi kişinin semptomlarından sorumlu olduğunu belirlemek mümkün olabilir. En sık suçlananlar nisan sonundan eylül başına dek çevrede bulunabilen çim polenidir.<br />
Hayvan kepeği (deri döküntüsü ve tüy)</p>
<p>Kürklü hayvanların çoğu alerjiye neden olabilir. Alerjenler hayvanların pullanmış derisinde, tüylerinde ve bazen tükrüklerinde bulunur. Bunlar sadece hayvanlar yoluyla değil, giysi, terlik ve ayakkabılarımızla da evimizin her yanına yayılabilir.</p>
<p>Ingiltere&#8217;de her on evin yedisinde bir evcil hayvan bulunur ve evcil hayvanlardaki alerjenler çocukluk çağı astımlarının %40&#8242;ının nedeni olabilir. Evcil hayvanlara karşı alerjiye sadece hayvan sahiplerinde rastlanmaz. Alerjenler öyle güçlü ve uzun etkilidir ki kolayca etrafa yayılır ve hayvan beslemeyenler dahi günlük yaşamlarında alerjik olmalarına yetecek miktarda alerjenle temas edebilirler.</p>
<p>Gıda alerjenleri</p>
<p>Birçok gıda maddesi alerjen olarak etki gösterebilir. Beş yaşın altındaki çocuklarda inek sütü ve tavuk yumurtası en sık görülen alerjenlerdir. Beş yaşın üstünde, yerfıstığı (yerfıstığı gerçek bir kabuklu yemiş değil, bir sebzedir, yani aynı bezelye gibi kapsül içinde büyüyen bir tohumdur), ağaçta yetişen kabuklu yemişler, balık ve kabuklu deniz ürünlerine karşı alerji daha sıktır. Gıda alerjileri değişik biçimlerde ortaya çıkabilir ve dudaklarda karıncalanma ve şişme gibi hafif belirtilerden, yaşamı tehdit eden krizlere kadar geniş bir çeşitlilik gösterebilir.<br />
Küfler ve sporlar</p>
<p>Bazı küflerin ve bitkilerin sporları kimi kişilerde, özellikle sonbaharda alerjik reaksiyon başlatabilir.</p>
<p>İlaç alerjileri</p>
<p>Bazı ilaçlar, özellikle bazı antibiyotikler alerjik reaksiyon lara yol açabilir. İlaç hiçbir zaman ilk verildiğinde alerjiye yol açmaz, ancak geçmişte iyi tolere edilmiş olsa bile sonraki her ilaç alımında alerji ortaya çıkabilir<br />
Böcek sokması</p>
<p>Böcek sokması herkesi rahatsız eder, ancak kimilerinde gerçekten ağır olabilecek alerjik reaksiyonlar başlatabilir. Böcek sokmalarına en çok balansı ve yabanarısı neden olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2009/09/08/en-sik-gorulen-alerjenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Polen</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2009/09/03/polen/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2009/09/03/polen/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 21:10:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alerji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=32</guid>
		<description><![CDATA[Polenler(çiçek tozları),tohumlu bitkilerin erkek organlarında bulunan üreme hücreleridir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2009/09/images-polen.jpg" alt="images polen" title="images polen" width="150" height="113" class="alignleft size-full wp-image-33" /><br />
 Polenler(çiçek tozları),tohumlu bitkilerin erkek organlarında bulunan üreme hücreleridir.Bitkinin genetik bilgisini taşıyan polenler türe bağlı olarak çok çeşitli şekillerde bulunabilir.Gözle görülemeyecek kadar küçük boyutlardadırlar.Polen tanecikleri birçok alerjik protein içerirler.Bitkilerin üremesi için polenlerin taşınması gereklidir.Bu taşınma rüzgarla ya da böcekler aracılığıyla olur.<br />
 Böceklerle dağılan polenler(entemophilus);güzel kokulu,parlak renkli,nektarlı,çiçekli bitkilerce üretilirler.Bu polenlerin sayısı azdır ve çapları ortalama 100 mikrondur.Bu polenler allerji açısından çok önemli değildir.Bunu sebebi;sayılarının az olması,çaplarının büyüklüğü nedeniyle solunum yollarına kolayca girememeleri,yapışkan bir yapıya sahip oldukları için böceklerin ayaklarına veya bitki yapraklarına yapışarak atmosferde fazla bulunmamasıdır.<br />
 Allerji açısından asıl önemli olanlar rüzgarla dağılan (anemophilus) polenlerdir.Bu polenlerin çapları ortalama 20-60 mikrondur.Rüzgarla çok uzak mesafelere kadar taşınabildiği için duyarlı kişilerin çevresinde bu bitkilerden olmasa bile allerji semptomları yaratabilir.Bu boyuttaki polenler meteorolojik faktörlerin (rüzgar,nem,yağmur vs.) etkisiyle daha küçük parçalara ayrılabilirler.Akçaağaç,ıhlamur gibi ağaçaların hem böceklerle taşınan büyük çapta polenleri hem de rüzgarla taşınan küçük çapta polenleri vardır.<br />
 Polenler kapı-pencere aralıklarından,pencere tellerinden,kıyafetlerimizle birlikte evlerimize girerler ama hiçbir zaman atmosferdeki konsantrasyona ulaşamazlar.Allerji havadaki polen konsantrasyonunun belirli bir düzeyi geçmesinden sonra başlar.Bu konsantrasyon ortalama 20-50 tanecik/metreküp&#8217;tür.Ayrıca bitkilerin türlerine göre polen zamanları değişir.<br />
-Yaprak döken ağaçlar ve iğne yapraklılar ilkbaharda (Ocak-Mayıs ayları arası)<br />
-Çiçeklerin çoğu ve çayır otları yaz aylarında (Mayıs-Temmuz ayları arası)<br />
-Geç çiçek açan ağaçlar ve yabani otlar yaz sonunda (Temmuz-Ekim ayları arası) polen verirler.<br />
  POLEN VE ALLERJİ<br />
 Allerji kelimesi Yunanca&#8217;da &#8221;diğer&#8221; anlamına gelen &#8221;allos&#8221; kelimesinden türemiştir.Bağışıklık sistemi içindeki değişmiş reaksiyondur.Kişinin solunum ya da temas yoluyla maruz kaldığı maddelere bağışıklık sistemini verdiği reaksiyondur.Polenler normalde zararlı olmayan maddelerdir.Bazı kişilerin vücudu polenleri zararlı bir madde olarak algılar ve savunma amaçlı maddeler(IgE,Histamin,Bradikinin vb.) üretir.Bu maddeler allerji belirtilerinin ortaya çıkmasına sebep olur ve yabancı maddeye her maruz kalmada reaksiyon şiddeti artarak devam eder.<br />
 Polenlerin allerjik hastalık yapma potansiyelleri allerjenitesine,boyutuna,miktarına,havada asılı kalma  sürelerine bağlıdır.<br />
-Allerjenite,herhangi bir antijenin(yabancı madde) duyarlı kişilerde antikor(bağışıklık maddesi) oluşturabilme özelliğidir.Bu özellik maddenin kimyasal yapısına bağlıdır.Polen ne kadar çok IgE,Histamin vs.oluşturuyorsa o kadar allerjenitesi yüksektir.<br />
-Polenler çoğunlukla saman nezlesi diye tabir edilen Allerjik Rinit ve Konjonktivite neden olurlar,allerjik astım bulguları daha az görülür.Bunun sebebi polenlerin çaplarının 20-60 mikron arası olması ve küçük hava yollarına kolayca girememeleridir.<br />
-Polenlerin allerji belirtileri ortaya çıkması için metreküpte ortalama 20-50 tane polen bulunması gereklidir.Soluduğumuz havada mutlaka bu sayının üzerinde polen tespit edilir ancak bu polenlerin çoğunun allerjenitesi düşük olduğundan belirti vermezler.Örneğin;bir çam kozalağı yılda 5 milyondan fazla,tek bir ağaç yılda 10 milyardan fazla polen üretir ama çam poleninin allerjenitesi oldukça düşüktür.<br />
-Polenlerin bazılarının boyutları çok büyük olduğu için havada asılı kalma süreleri ya çok kısadır ya da hemen toprağa düşerler.Bu sebeple allerjiye neden olma ihtimalleri çok azdır.<br />
 Bölgeler arası farklar olmakla birlikte ülkemizde polenlerin en çok bulunduğu dönem Mayıs-temmuz aylarıdır.İklim koşullarına bağlı olarak bu süre 8-9 aya kadar uzayabilir.Sabah saat 05.00-09.00 saatleri arasında;kuru,rüzgarlı,sıcak havalarda;büyük şehirlerde polenler daha çok görülür.Araştırmalar hava kirliliği ve yoğun trafik bölgelerinde polen duyarlılığının arttığını göstermiştir.<br />
 Söğüt,kavak,kızıl ağaç,kayın,selvi,fındık,huş ağacı,kızıl meşe,at kestanesi,ıhlamur,zeytin,çınar gibi ağaç polenleri;çayır salkım otu,tatlı ilkbahar otu gibi çayır polenleri;yapışkan otu,akkazayağı,kuzu kulağı gibi yabani ot polenleri;arpa,buğday,yulaf,çavdar,mısır gibi tahıl polenlerinin allerji yapma potansiyelleri yüksektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2009/09/03/polen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Konstipasyon (Kabızlık) Nedir?</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2009/09/02/konstipasyon-kabizlik-nedir/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2009/09/02/konstipasyon-kabizlik-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 20:57:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=26</guid>
		<description><![CDATA[Kabızlık; konstipasyon kişiler arasında farklı anlamları olan bir semptomdur]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-27" title="sebze_sepette" src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2009/09/sebze_sepette.jpg" alt="sebze_sepette" width="250" height="188" />Kabızlık; konstipasyon kişiler arasında farklı anlamları olan bir semptomdur. Genellikle defekasyonun sık olmaması olarak ifade edilir, ama gaitanın hacim ve ağırlık olarak azalması, defekasyon için zorlanma ihtiyacı, defekasyon sonrası var olan tam boşaltamama hissi ya da normal bir tuvalet fonksiyonu için ilaç alma ihtiyacının olması şeklinde de ifade edilmektedir.<br />
Bir çok insan için günde ya da haftada 3 kez defekasyon normal olabilir. Başkaları haftada veya daha uzun süre içinde bir kez defekasyon<br />
yapmaktadır ve hiçbir rahatsızlık hissetmemektedirler. Normal barsak alışkanlığının diyet ile ilişkisi vardır. Sağlıklı bir defekasyon için günde<br />
25 &#8211; 30 gram lif ve 2 &#8211; 3 lt sıvı alınmalıdır. Sporunda düzenli defekasyona olumlu etkisi vardır.<br />
Toplumun yaklaşık %80&#8242;i yaşamlarının bir döneminde kabızlıktan yakınırlar ve kısa süreli kabızlık normaldir. Haftada 3 defadan daha az<br />
defekasyon kabızlık olarak değerlendirilebilir. Herkesin günde en az bir kez defekasyon yapması gerekir anlayışı gereksiz ilaç kullanımına<br />
yol açmıştır ki bu görüş terkedilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2009/09/02/konstipasyon-kabizlik-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrı</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2009/08/30/agri/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2009/08/30/agri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 22:03:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biorezonans]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[Ağrı o bölgedeki problemin vücut tarafından ifade edilme yoludur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><img class="alignleft size-full wp-image-23" title="basagrisi2" src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2009/08/basagrisi2.jpg" alt="basagrisi2" width="343" height="257" />Ağrı o bölgedeki problemin vücut tarafından ifade edilme yoludur. Ağrı bölgesinden algılanan frekanslar normalden farklıdır ve bu frekansların temizlenmesi ağrıyı ortadan kaldırabilir.. Biorezonans ağrıya yol açan problemin iyileşmesini hızlandırır. Biorezonans spor hekimliğinde yaralanmanın veya burkulmanın tedavisini hızlandırmak için kullanılır. Travmaya bağlı ağrılarda biorezonansın etkisi çarpıcıdır. Kronik ağrılarda ise ağrının geçirilmesi sistemin bir bütün olarak ele alınmasını ve sistemin üzerindeki yükün temizlenmesini gerektirir. Sonuçlar bünyenin ne kadar stres altında/kirlenmiş vs. olduğuna göre değişir. Genel bir kural olarak çocuklardaki etkinlik her zaman daha güçlüdür. </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2009/08/30/agri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biorezonans nedir ?</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2009/08/29/biorezonans-nedir/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2009/08/29/biorezonans-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 20:15:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biorezonans]]></category>
		<category><![CDATA[Biorezonans nedir ?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Doğadaki tüm maddelerin bir elektromanyetik frekansı olduğu belirtilmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-7" title="r1" src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2009/08/r1.png" alt="r1" width="294" height="227" />Doğadaki tüm maddelerin bir elektromanyetik frekansı olduğu belirtilmektedir.eğer uygun frekans yakalanırsa maddeler birbiriyle rezonansa girer.Bunun örnekleri sesiyle bardak çatlatanlar  ya da, bir köprüden geçen askerler uygun adım marş yürürken eğer ola ki köprünün doğal titreşim frekansını tutturursa köprü rezonansa gelir ve çöker.</p>
<p style="text-align: justify;">İnsan organizması da farklı elektromanyetik frekansları yayar. Hücreler , dokular , organlar v.s.. Bunların hepsinin kendine özgü-farklı frekansları vardır. Hep birlikte hastanın genel frekans spektrumunu belirlerler.<br />
Bu hastanın bireysel frekansıdır. Hasta ve sağlıklı insanın frekans yapıları birbirinden farklıdır.<br />
Hastanın frekans örneğinde saklanan yabancı frekanslar ( Alerjenler , virüsler , bakteriler , amalgam , mycosis v.s.. ) normal frekans düzenini bozarlar .<br />
Bu frekans düzenini bozan elektromanyetik frekanslar belirlenir ve cihaza transfer edilir. Elektrotlar vücudun belli yerlerine yerleştirilir. Cihazda hastalık yapan frekanslar ters çevrilir ve hastanın vücuduna geri verilir. Biyolojik , fiziksel frekanslar güçlendirilir ve biorezonans terapisi vücudun kendi kendini iyileştirici gücünü bu şekilde uyarır , böylece kendi savunmamızı-bağışıklık sistemimizi güçlendirir.<br />
Hastaya ait patolojik frekanslar biorezonans terapisiyle ters çevrilerek normalleştirildiği için bağışıklık sistemini bozan engeller kaldırılmış olur ve organizma sağlıklı çalışır duruma kavuşur.</p>
<p style="text-align: justify;">Metodun Temeli<br />
Kuantum mekaniği düşüncesine göre (Debrogli Nobel Ödülü 1929) maddenin küçük parçacıklardan oluştuğu fikri çok söylenen ve ilgi çeken bir gerçeklik halidir. Dalgaların doğası radyasyon etkilerinin uzak olduğu diğer durumları yaratır.<br />
&#8220;Rezonans&#8221; nedir? Bir odadaki bir piyanonun diopozanına vurursanız o diopozonun yerini tutan tel rezonansa başlar. Bir diğer az bilinen buluş hücrelerin birbirleriyle belirli dalga boyundaki frekanslarla iletişim kurduğudur. Bu iletişim rahatsız edici frekanslar yok ise vücut mükemmel çalışır ve uyum içindeki kişi sağlıklı kabul edilir.<br />
Fakat, örneğin vücuda giren bir toksin rahatsız edici titreşimler sayesinde hücreler arasındaki diyaloğu bozar. Bu toksin rahatsız edici frekans örneğine sahiptir.<br />
Cihaz negatif etki yapan frekansları algılar, değiştirir ve manyetik bir minder sayesinde vücuda iade eder. Dolasıyla hücrelerin bilgi alışverişi gene düzenli bir şekilde sağlanmış olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm zaman dilimleri boyunca tıp çok özelleşmiş hale gelmiştir. Orta çağda tıp vücudun dış kısımlarına doğru yönelmiştir. Daha sonra ilgi vücudun iç yapısıyla ilgilenmeye başlamıştır. Bunlar; insan vücudunun kan dolaşımı, kanın bileşimindeki yapıların bulunuşu, bakteriler, virüsler, hücre ve genlerdir.<br />
 </p>
<p style="text-align: justify;">KAYNAKLAR</p>
<p style="text-align: justify;">Peter Schumacher&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..BIOPHYSIKALISCHE THERAPIE DER ALLERGIEN<br />
Günther S. Hanzi&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.Das neue medizinische Paradigma<br />
Peter Schumacher&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..ALLERGIEN GEGEN TIERE SIND HEILBAR<br />
Peter Schumacher&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.DIE TESTSATZE NACH DR. P. SCHUMACHER<br />
Martin Keymer (Hrsg.)&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.BICOM Resonanz &#8211; Therapie (BRT)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2009/08/29/biorezonans-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yapım Aşamasında</title>
		<link>http://www.biorezonans.com/2009/08/29/merhaba-dunya/</link>
		<comments>http://www.biorezonans.com/2009/08/29/merhaba-dunya/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2009 00:56:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.biorezonans.com/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[Öneri ve görüşleriniz için info@biorezonans.com  mail adresine yazabilirsiniz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.biorezonans.com/wp-content/uploads/2009/08/yapim-300x224.png" alt="yapim" title="yapim" width="300" height="224" class="alignleft size-medium wp-image-16" />Web Sitemiz Yapım Aşamasındadır&#8230; Öneri ve görüşleriniz için info@biorezonans.com  mail adresine yazabilirsiniz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.biorezonans.com/2009/08/29/merhaba-dunya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
